<$BlogMetaData$>






Sezgiler Önemlidir

...

KOMİK

BİLİM

GOOGLE

MSN ÜNLÜLER

MSN RESİMLER

KADINLARA ÖZEL

HERSEY OYUN

FENERBAHÇE BLOGU

OTTOMAN BLOG

18 +

GeLinLikler

GüZeLLeRim

MSN AVATAR

MSN OLAYI

TESETTÜR OLAY

ÇOK KOMEDİ

FİLMİ ONLİNE İZLE

FİLM İZLESENE

CANLI SİNEMA İZLE

Gooooogle
Kadınlar Özel
Müzik Dinleyebilirsin
Oyunlar Oyna
Resim, Avatar Galerisi
Gooooogle
Katagorilerim
Arkadaşlarım
Siyonizm
Petrol olaylari
CIA Ajan Durumlari
Ekonomi durumlari
Ecdadimiz
Ermeniler
Amcikerika!
İlimlenmek Lazım
Israil özürlüleri
Masonluk
Strateji
Sultan Abdulhamit
Ame rikanın Bölünmesi
Anadoludaki Petrol
Balkan Türkleri
Biz Osmanlıyız
Emir Eri Papazlar
Fatih Sultan Mehmet
Hizbullah Füzeleri
Kıc Öpme Ritueli
Atatürkçülüğe Saklananlar
PKK Gerçekleri , itiraflar
Zavallı Para Delileri
Psikolojik Savaş
Ezik Yunanistan
Masonlar , Biraderler
Müslüman Bilim Adamları
Masabaşı Haberleri
11 Eylül
28 Şubat
Abd Medyası
Ajanlar
Balkanlar Türktür
Mustafa Kemal
Hristiyanlık
Illuminati
Kanuni Sultan Süleyman
Hukuk
Kıbrıs
Komik
Kur'an-ı Kerim
Masonlar Yusuf Yusuf
Medrese - Gerçek Üniversite -
Pislik Masonlar
Ortadoğu
Sağlık
Türk Girişimciler
Türk Sanatları
Bağlantılarım

İstatistik


Nemrut'tan Fotoğraflar

7/3/2007







Kızılderililerin dilleri ve atasözleri

7/3/2007
Kanadalı araştırmacı Ethel G. Stewart, 250 bin nüfuslu Navaho kabilesinin Orta Asya Türkleri'nin konuştuğu Atabaşkan dilini konuştuğunu gösterdi.

Kızılderili ve Türk Dillerinde Kullanılan Ortak Kelimeler



Kızılderili atasözleri, deyimleri ve özlü sözleri:

  • Arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. Yanımda yürü, böylece ikimiz eşit oluruz.

  • Yeryüzüne iyi muamele et! O babanızın malı değil, onu çocuklarınızdan ödünç aldınız.

  • İnsan tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır.

  • Ölüler güç ve bilgilerini beraberinde götürmez, yaşayanlara ilave eder.

  • Herbirimizin farklı bir rüya gördüğünü hatırlatmakta fayda var.

  • Şeytan hakkında konuşmayın.Gençlerin kalbinde merak uyandırır.

  • Gözün ile değil, yüreğin ile hüküm ver.

  • Düşmanımı cesur ve kuvvetli yap! Eğer onu yenersem utanç duymayayım.

  • Fakir olmak, şerefsiz olmaktan daha küçük bir meseledir.

  • Doğum yapan herşey dişidir. Kadınların ezelden beri bildiği kainatin dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir dünya olmak üzere değişmeye baslamış olacaktır.

  • Eğer herkes bir başkası için bir şey yaparsa dünyada ihtiyaç içinde kimse kalmaz. Sadece bir kişiye yardım et! Şimdiki usul bu değil ama inanıyorum, insanlar bu yolu öğrenecekler.

  • İnsanın gözleri öyle kelimelerle konuşur ki dil onları telaffuz edemez.

  • Yanlışı gören ve önlemek için eli uzatmayan yanlışı yapan kadar suçludur.

  • Yapmamız gereken: her şeyi eski sadeliğine döndürmektir, böylece bozulan düzenimiz yeniden kurulacaktır.


Kızılderililerin tarihi:

Kızılderili, Kuzey Amerika yerlilerine verilen genel isimdir.
Buzul çağının en şiddetli döneminde, M.Ö. 34,000 M.Ö.30.000 yıllarında, dünyadaki suyun önemli bir bölümü büyük kıtasal buz katmanları halindeydi. Bunun sonucunda, Bering denizi bugünkü düzeyinden yüzlerce metre daha aşağıdaydı ve asya ile kuzey amerika arasında, adına Beringia denilen, bir kara köprüsü oluştu. Beringia’nın en geniş döneminde 1.500 kilometre kadar olduğu sanılıyor. Nemli ve ağaçsız bir tundra olan bölge, otlar ve diğer bitkilerle kaplıydı ve bu da ilk insanların yaşamak için avladıkları büyük hayvanları çekiyordu.

Kuzey Amerika’ya ilk erişen insanlar, yeni bir kıtaya ayak bastıklarını hemen hemen kesinlikle bilmiyorlardı. Herhalde, atalarının binlerce yıldır yaptığı gibi Sibirya kıyılarında av peşinde koşuyorlardı ve sonra da kara köprüsünü aşmışlardı.

M.S ilk yüzyıllarda, bugün Arizonada Finiks kentinin bulunduğu yöreye yakın yerleşim birimlerinde, top oynamak için alanların ve Meksika’da bulunanlara benzeyen piramit biçimli kümbetlerin yanı sıra kanal ve sulama sistemleri kuran Hohokumlar yaşıyordu.
Şükran gününün anlamı
1620'lerde Avrupa'dan yerleşim için ilk kez May Flower (Mayıs Çiçeği) gemisiyle ABD’ye gelen pligrimler (yerleşimci ve hacı) ilk geldiklerinde aylarca süren yolculuklarından dolayı yorgun, hasta ve açtırlar.Kızılderililer onları karşılar ve yiyecek verir, hindi avlamasını, mısır ekmesini öğretirler. Üç yıl sonra İngiliz Vali William Bradford büyük bir yemek hazırlar ve Kızılderililer’i çağırır. Kızılderililerin şefi massoit 90 kişiyle bu törene katılır.

O günden sonra her hasat sonrasında yemek geleneği sürer. 1863’de Başkan Abraham Lincoln Şükran Günü’nün ulusal bayram olmasını önerir, ancak bu öneri, 1941’de Kongre’de karara bağlanır ve her yılın kasım ayının son perşembesi Şükran Günü olarak ulusal bayram ilan edilir.

İlk yerleşimciler Semioller, Çerokiler ve Mişuki kabileleri ile karşılaştılar. İspanyol kaşifler ise Kaliforniya'da Soson, Payitu, Kahula, Mevuk ve diğer bazı kabilelerle karşılaşmışlardır. 19. yüzyılda, Avrupalı kaşifler batıya doğru göç ederken Kızılderili kabileleri kendi topraklarından sürmüşlerdir. Bu dönem batıda Apaçi, siyu ve Komançi ve diğer kabilelerle yapılan utanç verici savaşlar dönemidir. Bu savaşlardan geriye kalan çok az sayıda yerli ise, Rezervasyonlarda (kızılderililer için ayrılmış araziler) olarak bilinen küçük bir alanda yaşamaya mecbur edilmişlerdir.

Bugün ABD'de hükümet tarafından resmen tanınan 554 Kızılderili kabilesi vardır.

Kızılderililer 1952 yılına kadar Rezervasyon denilen toplama kamplarında yaşamışlardır.
Rezervasyonlar (Toplama Kampları)
Amerika’da ilk kızılderili yerleşim bölgeleri, 1840’lı yıllarda oluşturuldu. O yıllarda, Avrupa kökenli Amerikalılar, ülkenin batı bölgelerine yerleşmek için kızılderili kabilelerini de önlerine katarak ilerliyordu. Kızılderililer, doğup büyüdükleri toprakları terk etmek ve “reservation” adı verilen, anavatanlarından çok daha küçük bölgelere yerleşmek zorunda bırakıldı.

Günümüz ABD'sinde Kızılderililerin yaklaşık % 85'i rezervasyonların dışında yaşıyor ve her büyük kentin kendi Kızılderili toplumları var.Amerika’da 300’den fazla kızılderili yerleşim bölgesi bulunmaktadır.

ABD'de ekonomik olarak 3 büyük kabile var: Missisppi Choctawlar (5 bin kişi. kasino, hoparlör işleri yapıyor) Oklahoma Choctawlar (35 bin kişi. Kumarhane, benzin istasyonu ve oteller zincirleri var) ve Oklahoma Chickasawlar (200 bin kişi).

Rezervasyon bölgeleri dışındaki ilk yatılı okulda 1879'dan 1918'e kadar okuyan yaklaşık 10.000 Kızılderili çocuk; medenileştirilme hedefi ile kendi yerli dillerini konuşan ve kültürlerinin diğer yönlerini korumaya çalışan öğrencilerin cezalandırmaya dayandığı bir ortamda yetiştirilmişlerdir.


Kaynak: wikipedia

MAYA PİRAMİTLERİ

7/3/2007

MAYALARIN TARİHÇESİ

Meksika ormanları içinde taş yapılardan oluşan büyüleyici ve görkemli kentlere, piramitlere, gözlemevlerine ve tapınaklarına imza atan, hakkında hala pek az şey bildiğimiz bu uygarlığın sakinleri, en çok da, astronomi ve matematik alanlarında çağlarını fersah fersah aşan bilgileri ve hassas hesaplamalarıyla bilim adamlarını şaşırttı.

Orta Amerika'da, Guatemala ile Meksika arasında, ağırlıklı olarak da Meksika Körfezi'ne doğru uzanmış Yucatan yarımadasının cangılları içinde köklü ve güçlü bir uygarlık yaratan Mayalar, belki de Yeni Dünya'nın en ilginç ve en şaşırtıcı toplumlarından biri. Onbeşinci yüzyıla girerken nedenleri bugün de henüz tam olarak çözülememiş bir gerileme ve çöküşü yaşayan ve tarih sahnesinden silinen bu uygarlığın izleri, geriye doğru İsa'dan önce altıncı yüzyıla dek sürülebiliyor. Sahip oldukları kültürel mirasın büyük oranda, aynı bölgede İsa'dan önce 1600 dolaylarında ortaya çıkan Olmek kültüründen kaynaklandığı düşünülüyor. Etnik ve kültürel kökenleri üzerine çok fazla soru işaretinin bulunduğu Olmeklerin ise yine Meksika Körfezi kıyılarında günümüzden yaklaşık beş bin yıl önce ilk yerleşim merkezlerini kuran La Venta ve San Lorenzo sakinlerinin mirasçısı olduğu yolunda çoğu tarihçi ve arkeolog görüş birliği içinde. Bir başka deyişle, İspanyollar fetih gemileriyle çıkıp gelene dek El Salvador'dan Meksika'nın kuzeyine kadar uzanan bölgede yaklaşık 4500 yıl hüküm süren bir kültür söz konusu burada.


MAYA GÜNLERİ

Maya takviminde 20 farklı gün var.

MAYA TAKVİMİ

Maya ve Olmek uygarlıkları, yirminci yüzyıl boyunca arkeolog, antropolog ve tarihçilerin ilgi odağı oldu. Hala pek az şey bildiğimiz bu uygarlığın sakinleri, en çok da, astronomi ve matematik alanlarında çağlarını fersah fersah aşan bilgileri ve hassas hesaplamalarıyla şaşırttı bilim adamlarını.Yıldız gözlemciliğinde ve gök cisimlerinin hareketlerine ilişkin hesap ve çizimlerde günümüz uzmanlarına bile parmak ısırtan sonuçlara ulaşmışlardı. Basit ve ilkel bir mısır tarımı üzerine bütün ekonomisini kurmuş, cılız ve yoksul bir halk için alışılmadık bir ilerlemeydi bu. En önemli ve somut ürünü de, gök cisimlerinin hareketlerinin kaydedildiği günlükler ve astronomi arşivlerindeki bilgiyi kullanarak oluşturdukları, bugün 'Maya Takvimi' olarak bilinen zamanı ve göksel döngüleri ölçme sistemleriydi.

Bu takvimlerden biri, Tzolkin (Gün sayımı) adı verilen, amacı ve anlamı bugün hala tam olarak deşifre edilememiş, 260 günlük bir süreci temel alıyordu. Bir diğer takvimleri, bugün bizim kullandığımız güneş takviminin bir benzeriydi ve 20'şer günlük 18 ayın oluşturduğu 360 güne, '5 isimsiz gün' ekleyerek elde ediliyordu. Bu iki takvim, 52 yıllık bir döngü içinde kombine ediliyor ve 'Takvim Turu' adı verilen bir başka zaman dilimine erişiliyordu. Ama Maya ve miraslarını devraldıkları diğer Orta Amerika uygarlıkları için en önemli takvim, çok daha uzun zaman evrelerini hesaplayan ve 'Uzun Hesap' olarak adlandırılan çevrimlerdi hiç kuşkusuz.

Orta ve Güney Amerika uygarlıklarının hemen tümünde, Hint uygarlığında olduğu gibi, insanlık tarihinin belli uzunluktaki 'dünya çağları' halinde süregittiği anlayışı egemendi. Bunun izlerini Olmek, Maya, Aztek, İnka gibi uygarlıkların hepsinde ve Navaho ya da Hopiler gibi kimi Kuzey Amerika halklarında da görebiliyoruz. 'Uzun Hesap' denen takvim sistemine göre, insanlık tarihi, her biri Maya ölçüm sistemine göre '13 Baktun' (bizim yıl ölçümlerimizle 5125,36 yıl) süren dört büyük evreyi geride bırakmıştı ve beşincisinin içindeydi. 'Güneşler' olarak adlandırılan bu çağlardan, şu an içinde yaşadığımız ve sonlarına yaklaşmakta olduğumuz 'Beşinci Güneş' çağıysa, yine bizim gregoryen takvimimize göre, 2012 yılının Aralık ayında sona erecek.


MAYA SAYI SİSTEMİ

Maya sayı sistemi 20 tabanına göre oluşturulmuş.

Arap mitolojisi

1/3/2007

Arap mitolojisi, Arapların antik inançlarının bütünüdür. İslam öncesi ve İslam'ın ilk ortaya çıktığı dönemlerde, Arap yarımadasındaki Araplar aynı politeistik unsurlara sahip farklı birer mitolojik inanç yapısına sahiptiler. Özellikle Mekke ve Mekke'deki Kabe, Arap mitolojisi için merkez nokta sayılabilirdi; bugün İslam'ın ve böylece de "tek tanrı"nın sembolü haline gelmiş olan Kabe, o dönemlerdeki politeistik inançta önemli bir yer teşkil etmekteydi. İçinde barındırdığı putlar, ki bu İslam tarihince de doğrulanmaktadır, ve sarmalandığı cin, yarı tanrı sembolleri bunun en büyük kanıtıdır.

Tanrılar ve Etkileşimler

Arap mitolojisinde bugüne kadar ulaşmış bazı tanrı ve tanrıça isimleri vardır. Çeşitli kaynaklardan bunların doğası ve rolleri hakkında bilgi edinilebilmektedir. Bunların en tanınan ve Kur'an'da da ismi geçen üç tanesi, zaman zaman Tanrı'nın kızları olarak da anılmış olan el-Lât, el-Uzzâ ve el-Menât'dır. İslami kaynaklar Arap mitolojisinin temelini monoteist bir yapıdan aldığını öne sürer ve bu tanrıçalar gibi o dönemlerde tapılan çeşitli tanrı ve tanrıçaların isimlerinin kökeninin Allah sözcüğü olduğunu öne sürmektedirler. Her ne kadar Arap mitolojisinin monoteistik bir yapıdan türediğine dair kesin bilimsel kanıtlar olmasa da, Allah sözcüğünün o dönemde kullanıldığı bilinmektedir ve etimolojik açıdan bu isimlerin Allah isminden türemiş olması olasıdır.



Etkileşimler

Arap mitolojisine dair bilinen gerçeklerden biri de özellikle Mezopotamya mitolojisinden fazlasıyla etkilendiğidir. Zaten coğrafi konumları gereği herhangi bir etkileşimin olmayışı düşünülemez. Sadece Mezopotamya mitolojisi değil, dönemde çevre bölgelerde yaşayan toplulukların mitolojileri ve inançları da Arap mitolojisini büyük oranda etkilemiştir.
Sıklıkla ismi ortaya çıkan ve hakkında en çok bilgi bulunan mitolojik figürlerde bu kültürel ve bölgesel çeşitlilik ve yaygınlık aşikardır. Ayrıca, el-Lat, el-Uzzâ ve Menât'a Palmirliler de tapınmaktaydı.
G. Ryckmans'a göre tanrıça el-Lât, Semûd, Safaî ve Lihyanî kavimlerine ait kitabelerde adı geçen tanrıça İlât ile aynıdır. el-Lât'ın ismi Palmir ve Nabat kitabelerinde de geçmektedir. Güney Arabistan'da rastlanan ve el-Lât'a gönderme yapan kişi isimleri güney Arabistan'da da el-Lât'a tapıldığına dair kanıt olabilir. [2]
Palmirlilerin de tapındığı bir başka ortak tanrıça el-Uzzâ idi. Ayrıca Azizo adında tapındıkları bir tanrıları daha vardı. Bunların dışında Suriyelilerde de Venüs'ü sembolize eden el-Uzzâ göğün kraliçesi olarak mevcuttu.
Menât da Nabat kitabelerinde geçer ve Semud kavmi tarafından da bilinirdi.
Bunların dışında adı sıkça geçen bir tanrı da Hubal veya Hubel'dir. İsminin İbranice Ha ve Ba'l`dan geldiğini düşünülmektedir. Böylece "rab, tanrı" gibi bir anlama sahip olduğu öne sürülmüştür.




Tanrıları Görevleri ve Doğaları

Arap mitolojisinde büyük bir çeşitlilik mevcuttu ve çoğu tanrının hangi nesne, kavram veya iş ile bağdaştırıldığı bugün bilinmemektedir. Arapların yüzden fazla putları olduğu göz önüne alınırsa, büyük ihtimalle bu putların simgelediği büyük sayıda tanrılar mevcuttu. Fakat o dönemdeki Arapların ve Arap mitolojisi bağlılarının dini yaşamları hakkında fazla bilgi olmayışı, tanrılara tam olarak ne tür görev veya tanımlar atfettiklerini bilmemizi zorlaştırır. Ayrıca, var olan çeşitlilik nedeniyle birçok farklı kabile daha farklı mitolojik gruplar ve tapınımlar oluşturmuştur. Örneğin, Kinâne kabilesinin Ay, Teym kabilesinin ed-deberân ve Kelb kabilesinin Şi'ra yıldızı gibi gök cisimlerine taptığı bildirilmektedir. [7] Farklı kabilelerin tanrılarının arasındaki bağlar ve benzerlikler veya farklı kabilelerinin birbirlerinin tanrılarına olan bakış açıları belirsizdir.
Bunların dışında tarihçilerin çoğunluğu, Arap mitolojisindeki belirgin üç tanrıça, el-Lat, el-Uzza ve Menat'ın sırasıyla Güneş, Venüs ve Hüküm tanrıçaları olduğunu söylemektedir.




Putperestlik

Arap mitolojisi kendi içinde yoğun bir putperestlik geleneği taşımaktaydı. Birçok mitolojide olduğu gibi, putlar sembolize ettikleri tanrı veya tanrıçalar nedeniyle kutsal sayılmaktaydılar ve en önemli tapınım aracıydılar. Yukarıda bahsedildiği gibi Arapların yaklaşık yüz farklı putu olduğu bildirilmektedir. Mekke'deki Kabe'de, İslam öncesi devirde, farklı kabilelerinin tanrılarının putlarını da içeren yüzlerce put bulunduğu rivayet edilmiştir. Böylece bölgeye çeşitli amaçlarla (ticaret vb.) gelen farklı kabilelere mensup kişiler kendi kabilelerinin inandığı tanrılara, bu putlar sayesinde tapabilmekteydi.



Cinler ve Kehanet

Arap mitolojisinde yaygın bir cin inancı vardı. Bazı hayvanların cinlerle ilgileri olduğunu düşünmekteydiler. Ayrıca gûl diye adlandırdıkları dişi cinlerin varlığına inanırlardı. Haklarında ve uygulamalarında çok bir bilgi bulunmasa da topluluklarda büyücü ve kahinlerin var olduğu bilinmektedir. Bu kişilerin cinlerle ilgileri olduğuna inanıldığı için genel olarak insanlar bu kişilerden çekinirlerdi. Cinlerin bu kahinlere gizli şeyleri haber verdiği, kehanetlerde bulunduğu düşünülürdü. Bu nedenledir ki kahinler topluluk içinde sıklıkla hakem rolü üstlenirlerdi.


Politeizm, Henoteizm ve Arap Mitolojisinde Allah

Arap mitolojisinin öğeleri belirgin biçimde günümüze ulaşamamıştır, yine de daha sonra İslam döneminde bazı kaynaklarda çok kısa ve yalınca tanımlandıkları olmuştur. Ayrıca İslam dininin kutsal kitabı Kur'an'da dönemin Araplarının inançlarına dair bazı tanımlar içermektedir. Örneğin Kur'an'da İslam öncesi Araplarının cinlere tapındığı (34/41), meleklere tapındığı (43/19) ve dişi tanrıçalara tapındıkları (4/117) geçmektedir. Arap mitolojisine dair Kur'an'da geçen en belirgin öğe belki de onların Yaratıcı sıfatı bulunan belirli bir baş tanrıya tapındıkları fakat bunun dışında, belki de bu baş tanrı ile kendileri arasında aracı olmaları için, çeşitli daha küçük tanrılara tapındıklarıdır (29/61,63; 39/3 vd.). Ayrıca tapındıkları ve putperestlik geleneğini sürdürdükleri bu tanrıların bir kısmını Allah'ın Kızları yani baş tanrının çocukları olarak gördüklerine dair ifadeler de vardır. Bu düşünceleri destekleyecek şekilde dönemden bugüne kadar ulaşan bazı şiir metinlerinde, "Allah" adıyla andıkları yüce bir Tanrı'ya dair bilgiler bulunmaktadır.[11] Yine de bunun daha sonraki dönemlerde Müslümanlar tarafından, politeistik tanrıların isimleri yerine metinlere geçirildiği şeklinde iddialar da mevcuttur. Genel görüş bu iddaları içinde çeşitli putların ve politeistik inançta inanılan tanrı isimlerinin yer aldığı şiir parçalarının da bugüne ulaştığı gerekçesiyle reddeder. Ayrıca İbnu'l-Kelbî'nin kaleme almış olduğu "Kitabu'l Asnam"da Arapların Allah adıyla andıkları bir tanrının yanı sıra farklı tanrılara da tapındıklarına dair bilgiler mevcuttur. Ek olarak bazıları Allah isminin Mekke'de bulunan putlardan veya politeistik tanrılardan birinin adı olabileceğini veya yüce bir tanrının isminden çok genel anlamda tanrı sözcüğü yerine kullanıldığını öne sürmüşlerdir. Sonuç olarak Arap mitolojisinin tamamen politeistik bir temel üzerine mi kurulduğu yoksa daha çok henoteistik bir temele mi sahip olduğu bilimsel anlamda belirsizdir.

« Önceki ::
Son Yazılarım
Blogum

Güzel Linkler
Son Yazılarım
Gooooogle
Linkler
E Kitaplar
Videolar
Programlar


Link Siteleri

eXTReMe Tracker


Hosting

Add to Technorati Favorites


Sohbet Arkadaşı Bul! Sitene Chat Ekle!
© Mitoloji - Sezgiler Önemlidir - Blogcu .Template by Bilgi.com