Kime sorarsanız sorun, hatta dönüp kendinize sorun:
“Başarıya giden yolların nasıl olmasını isterim?” diye…
Üç aşağı beş yukarı aynı cevabı alırsınız: “Beni hedefime daha
kolay, daha hızlı götürecek, mümkün mertebe engelsiz bir yol olmasını
isterim. Hatta börtü böcükler, mis kokulu çiçekler olsa daha da iyi
olur…”
Oh, ne rahat değil mi?
Tabii, doğru, kim istemez ki böyle bir başarı yolunu. (Ben dahil)
Oysa hedefi daha anlamlı, daha özel kılan asıl o yoldaki
engellerdir… Düşünsenize bir hedefe ulaşmak istiyorsunuz, mesela üç
ayda bilmem kaç kilo vermek, istediğiniz arabayı almak, Bahamalar’a
tatile gitmek… gibi ve kolayca sonuca ulaşacağınızı biliyorsunuz. O
zaman ne bir heyecan, ne de yapma isteği ruhunuzu kaplayacaktır. Ne
çalışma hevesi, özel bir çaba ve başarı yolunun sonunda tutkulu bir
sevinç… Bunların hiçbiri olmayacak. Sizi temin ederim.
İşte bu yüzden karşılaşılan engeller, zorluklar birer fırsattır.
Hem daha esnek olmamızı sağlar hem de hedefe ulaştığımızda sonucu da
kendimizi de çok özel kılar.
Ben, engelleri birer altın taşa benzetiyorum. Çünkü nasıl ki bir
altını aldığınızda onu en iyi şekilde değerlendirmek istersiniz, işte
engellere de birer altın gibi yaklaştığınızda, başarı yolunda o
engeller sizin için birer fırsat oluştururlar.
“Bu engel benim için ne anlama geliyor?”
Çok basit aynı zamanda çok önemli bir soru.
Bazen oflayıp puflayıp şikâyet ettiğimiz o zorluklar aslında birer
gizli fırsat olabilir. Ya da yeni fırsatlar için birer vesile
olabilir...
Bir buçuk yıl önce eski çalıştığım firmadan, yurt dışına eğitim
almaya gitmek için ayrıldım. Her şeyim hazırdı. Bir şey hariç: PARA! Bu
benim için devasal bir engeldi. Aynı zamanda bir fırsattı. (tabi başta
fırsatı görecek göz nerde) Bu engel görünürde bana problem gibi
yansımış olsa da kısa bir süre sonra aynı eğitimi fazlasıyla Türkiye’de
çok kaliteli eğitimcilerden aldım.
Hayır deyip durma belki şerdir,
Şer demeden düşün belki hayra gebedir
Özge BAYRAM
İşte konunun özünü anlatan çok güzel iki satır.
İşte bir tane daha:
Ben engele engel demem, engel gerçekten yolumu tıkamadıkça
Her zorluk, zihnimizde başarısızlık ihtimalini arttırır. Bu yüzden
içimizi bir korku kaplar.“Ya başaramazsam?” diye düşünürüz. Bu yüzden
de yukarıdaki sorumuza verdiğimiz cevap ‘engelsiz’ bir başarı
yoludur-ki böyle bir yol yoktur.
Hani ben engelleri altına benzetmiştim ya… Aslında eksik oldu benzetmem. Öyle demem gerekirdi:
Her engel birer tam cumhuriyet altını gibidir. Bozdurmayı becerdiğiniz an çok yardımcı olur.
Engelleri yavana atmayın, engelleri küçümsemeyin. Onlar sizin sıçrama tahtalarınız olacaklardır.
ÖSS’ye hazırlana her öğrenci zor gördüğü deneme sınavları sayesinde gerçek sınavda üstün başarı gösteriyorlar…
Anneler-babalar yaşadıkları zorluklar sayesinde pırlanta gibi evlatlar yetiştiriyorlar…
Bilim adamları zor diye nitelendirdiğimiz binlerce olumsuz denemeden sonra keşiflere imza atıyorlar…
Öğretmenler, karşılaştıkları zorluklarla pırıl pırıl bir yeni nesil yetiştiriyorlar…
Peki siz?
Hala zorlukların, engellerin, o altın taşların olmadığı bir başarı yolu mu istiyorsunuz halen?
Nasıl ki rüzgâra, yağmura en çok maruz kalan ağaç en dayanıklı
hale geliyorsa, hayat yolunda en çok altın taşlara rastlayan insanlar
da deneyim, bilgi ve maddi/manevi güç açısından kuvvetli oluyorlar.
Umarım hayatınız boyunca sizi geliştirecek, hedefinizi daha anlamlı, daha özel kılacak altın taşlara rastlarsız.
Özge BAYRAM