Anasayfa / Ev-Dekorasyon / Eyüp Sultan

Eyüp Sultan

Eyüp Sultan kimdir?...
 Hz. Muhammed'i Medine'ye ilk geldiginde evinde misafir eden Hz. Ebu Eyüb el-Ensari ülkemizde Eyüp Sultan olarak bilinir.
668-669'daki istanbul kusatmasina katilarak bu savasta sehit olmustur. Mezarinin bulundugu yeri istanbul'un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed'in hocasi Aksemseddin rüyasinda görmüs ve buraya türbesi yaptirilmistir. 1459 yilinda ise yine Fatih Sultan Mehmed tarafindan türbenin yanina camii, medrese, imaret ve hamam yaptirilmis böylece burasi külliye olumutur
 
Memleketimizin en aziz misafiri: Eyüp Sultan                          
622 yılının bir nisan günüydü. Günlerdir güneş ortalığı iyice ısıtana kadar ağaçların, damların üzerinden kutlu misafirlerin yolunu gözleyenler, yine evlerine dönmeye hazırlanıyordu.

Birden ortalığı tarifi imkansız bir sevinç kapladı. İki Cihan�ın Sultanı (sas) yanında �ikinin ikincisi� Sıddık-ı Ekber ile Veda Tepeleri�nde görünmüştü. Dillerden dökülen �Ay doğdu üzerimize Veda Tepeleri�nden/Şükür gerekti bizlere Allah�a davetinden/Ey bize gönderilen/İtaat edilecek emirle geldin/Geldin Medine�ye şeref verdin/ Merhaba ey hayırlı davetçi� beyitleri, sevinç gözyaşlarına karıştı. Küçük masum kızlar �Bizler Neccaroğullarının kızlarıyız. Muhammed�in (sas) komşuluğu ne hoş komşuluk, onun yakınlığı ve hısımlığı ne mutluluktur.� diyerek istikbale çıktı. O kutlu günü Hazreti Enes (r.a), �Medine Allah Resûlü�nün şereflendirdiği günden daha aydınlık bir gün yaşamadı.� diyerek anlatır.

O gün Medine halkı Resûlüllah�ı (sas) ağırlayabilmek için birbiriyle yarış içindeydi. Çünkü daha önceden Akabe�de elini tutmuşlar, O�nu muhafaza edeceklerine söz vermişlerdi. Evet, bu tarihten üç yıl önce Allah Resûlü (sas) bir hac mevsiminde Mina�daki Akabe bölgesinde çadır kuran Medinelilerin yanına uğramış, onlara İslâm�ı tebliğ etmişti. Ertesi yıl 12 Medineli gelerek aynı yerde Allah Resûlü�ne biat etti. Üçüncü yıl ise 73 erkek ile 2 kadın kendi canlarını ve evlâd ü ıyallerini nasıl koruyorlarsa O�nu da (sas) bütün tehlikelerden koruyacaklarına söz verdi. Bu grubun içinde Eyüp Sultan Hazretleri de bulunuyordu. Resûlüllah�ın elini tutarak verilen sözler tarihe Akabe Biatları olarak geçti.

İşte hicret emri de gelmiş, kâinâtın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Yüce Paygamber (sas) kendilerine bu sözü veren Medinelilerin yurdunu şereflendirmişti. Mirac Gecesi arş üstüne çıkan kademini acaba hangi evin eşiğine basacaktı? Her geçtiği mahalde insanlar önüne çıkıyor, yularından tutarak deveyi çevirmeye çalışıyor, �Bizi teşrif buyur Yâ Resûlallah. İşte canlarımız, işte mallarımız emrine âmâdedir. Bizim malımız çok, çocuklarımız kuvvetli, sözümüz geçer. Bize misafir ol, seni biz koruyalım.� diyorlardı. Zat-ı Risâletpenâhîlerinden (sas) ise hep aynı söz sadır oluyordu: �Deveyi bırakın. O emredilmiştir.�

Cibrîl-i Emîn tarafından yedilen deve (nâka), nihayet bugün Mescid-i Şeriflerinin bulunduğu, o gün ise Neccaroğulları�ndan iki yetime ait olan arsada çöktü. Allah Resûlü (sas), buraya akrabalarından en yakın kimin evinin olduğunu sordu. Devenin çöktüğü arsa, bizim Eyüp Sultan diye bildiğimiz Halid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensâri�ye ait evin önündeydi. Mescid-i Nebî ve hane-i saadet yapılana kadar Âlemlerin İftiharı (sas) onun evinde misafir kaldı.

Sonra hikmetle buyurdu ol Resûl
Hangi câya nâka�m eylerse nüzûl
Ben dahî ol hânenin mihmânıyım
O güzel evcin meh-i tâbânıyım
Nâka-dârı çünki Cibrîl-i Emîn
Çekdi beyt-i Hâlid�e kıldı mekîn
Hâlid ibni Zeyd-i Ensârî budur
Hem Resûlüllah alemdârı budur
Bu şerefle buldu gayet imtiyaz
Cümle ashab oldu gıbtasâz
Kabil-i tarif olmaz devleti
Mihmandarlıkdır ânın izzeti

Melik Tübbâ�dan asırlar sonrasına mektup

Şimdi de o tarihten asırlar öncesine gidelim... Yemen meliklerinden Tübbâ, ordusuyla sefere çıkar. O zamanki ismi Yesrib olan Medine-i Münevvere�den geçerken, yanındaki, alimler, Mekke�den İsmailoğlulları�na mensup bir peygamberin çıkacağını, daha sonra bu şehre gelip yerleşeceğini haber verir. Alimlerin sözleri, Melik Tübbâ�nın gönlünde Âhir Zaman Nebîsi�ne (sas) karşı büyük bir muhabbet uyandırır. Kendisini irşad eden âlimleri bu şehirde yerleştirir. Şanlı Peygamber hicret ettiği zaman ikamet buyursun diye bir ev yaptırır. Ayrıca O�na (sas) teslim edilmek üzere bir mektup yazıp mühürler. Mektubun nesilden nesile vasiyet edilerek ulaştırılmasını ister. İşte Resûlüllüh�ın (sas) devesinin çöktüğü Eyüb Sultan Hazretleri�ne ait ev, bu evdir.

Yemen Meliki�nin hicreti müteakip Fahr-i âlem Efendimiz�e takdim edilen mektubunda ise şunlar yazmaktadır:

�Melik-i Tübbâ Ümeyr bin Dürû�dan Allah�ın resûlü ve nebîsi olan Muhammed bin Abdullah�a. Emmâ ba�dü, ben sana, senin ve her şeyin Rabbine, İslâm ve iman şeriati hususunda Rabb�inden sana gelene iman ettim. Ve dedim ki; eğer sana erişirsem ne mutlu. Erişemezsem kıyamet gününde bana şefaatçi ol, beni unutma. Zira ben senin evvel ümmetindenim. Daha gelmeden, Allah, peygamber olarak göndermezden önce Sana biat ettim. Senin ve İbrahim Aleyihsselâm�ın milleti üzereyim.� Mektup okunur, Resûlüllah Aleyhisselâm, üç kere �Merhaba salih bir kardeş olan Tübbâ.� buyururlar.

Yaratılmışların en hayırlısı (sas), Hazreti Hâlid�in evinde yedi ay kaldı. Önce alt kattaki odaya yerleşti. Ama Ebû Eyyûb ile hanımı Ümmü Eyyûb, Resûl-i Ekrem�in (sas) üst katında oturmaya tahammül edemedi. Hatta gece testileri devrildi. Alt kata sızmasın diye yorganlarıyla suyu kurulamaya çalıştılar. Sabah da şanlı misafirlerinin huzuruna varıp kendisinin üst katı şereflendirmesini istediler.

Evlerindeki yüce misafirlerine muhabbetleri öyle derindi ki, ikram ettikleri yemek kaplarında parmak izlerini arayıp bereketlenmeye çalışıyorlardı. Bir gün Allah Resûlü�nün (sas), ikram ettiği yemeği yemediğini görüp sebebini sordular. İçinde sarmısak olduğunu, kendisine vahiy meleği geldiği için yemediğini; ama başkalarının yemesinde mahsur olmadığını beyan buyurdu. Hazret-i Ebû Eyyûb, müsaade edilmesine rağmen Rasûllulluh�a tâbi� olmak için çiğ soğan-sarmısak yememeye karar verdi. Efendimiz�in (sas) teşrifiyle Hazret-i Halid�in evine bereket yağdı. Bir defasında Allah Resûlü için yemek hazırlamıştı. Bir-iki kişiye ancak yetecek yemek için Resûlullah (sas) Ensar�dan otuz kişiyi davet etmesini emir buyurdu. Otuz kişi geldi, doyup gitti. Ardından altmış, yetmiş ve yirmi kişi daha çağırıldı. O gün hazırlanan yemek, yüz seksen kişiyi doyurdu. Efendimiz (sas) kendi hanelerinin tamamlamasından sonra oraya intikal etti; ama Hazret-i Halid�e komşuluğu devam etti. Halid ibni Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî, Rasulullah�la birlikte bütün harplere katıldı. O�nun (sas) vefatından sonra da cihaddan yüz çevirmedi. Mısır�ın, Kıbrıs adasının fethi, Suriye, Filistin muharebeleri onun iştirak ettiği savaşlardandır. Hazret-i Osman (ra) devrinde fitneler zuhur edince halife namaza çıkamadı. İmamsız kalan cemaat Hazret-i Ali�ye (ra) müracaat etti. O da Mescid-i Nebevi�nin imamlığına Hz. Halid�i layık gördü.

  İstanbul�un fethine katıldı   

Hicretin 43. senesinde (bir rivayette 48) İstanbul üzerine açılan sefere sahabe-i kiramın ileri gelenlerinden pek çok zatla birlikte iştirak etti. Bu seferde İslam ordusu, sıkıntılara düştüğünden muhasarayı kaldırıp geri dönmek zorunda kaldı. 49 yılındaki ikinci sefere de katıldı. Çatışmaların bütün hızıyla devam ettiği sırada zaten yaşı ilerlemiş olan Hazret-i Hâlid hastalandı. Hazreti Peygamber�den (sas) �Kostantiniyye surları önünde salih bir adamın vefat edeceğini� duyduğunu, bu şahsın kendisi olacağını ümit ettiğini söyleyerek cenazesinin askerlerin ulaşabildiği en son yere defnedilmesini vasiyet etti. Vasiyeti mucibince tabutu aynı zamanda harbetmekte olan askerlerin başları üzerinde taşınarak varılan en ileri noktaya defnedildi. Bu manzarayı kale burçlarından seyreden Bizans kayseri, ordu komutanı Yezid�e haber göndererek �Senin baban işittiğimize göre çok zeki bir adam olduğunu iddia ediyormuş ve seni bu memleketi fethetmek için buraya göndermiş.

  Türbesi, İstanbul�un manevi merkezi   

Eyüb Sultan Türbesi ve civarı, asırlar boyunca İstanbul�da mânâ ikliminin en yoğun yaşandığı mekan haline geldi. İnsanlar doğumdan evliliğe, sünnetten hac için yola çıkmaya her vesilede, kandilden cumaya her özel günde Alemdar-ı Resulullah�ı ziyarete koştular. Fahr-i Cihan�ın (sas) Medine�deki kapı komşusuna kabir komşusu olabilmek için Karyağdı tepesinden Edirnekapı�ya kadar mezar şehir oluştu. Hazreti Halid�in ziyaretçileri 1400 küsur sene sonra hâlâ eksik değil. Gecenin bir vakti sıcak yataklarını terk edenler otomobillere, otobüslere doluşup Eyüp Sultan Camii�ne sabah namazına gidiyor. Sabahın alacakaranlığında türbe önünde yapılan hatim duasında binlerce ağızdan amin sadâları göğe yükseliyor.

Sen de peygamberin sahabesine hüsnüzan ederek cenazesini bizim memleketimize gömmeyi istiyorsun. Düşünmez misin ki, siz buradan dönüp giderken biz onu kabrinden çıkartır ve köpelere yediririz.� dedi. Yezid de verdiği cevapta böyle bir hareketle karşılaştıklarında Arap yarımadasında öldürülmedik bir Hıristiyan, çan çalan bir kilise bırakmayacaklarını söyledi. Bunun üzerine Kayser, hicri 52�de vefat eden Eyüb Sultan Hazretleri�nin kabrini muhafaza etmeye söz verdi. Hatta Hazreti Hâlid�in kabri, Bizans zamanında da mukaddes bir mekan olarak biliniyor, hastalar kabrin ayak ucundan çıkan suyu şifa niyetiyle içiyorlardı.

Bu kuyu kim ol nezir
suyu âlem içre zemzemân
Alemdâr-ı Resûl�ün
ayağına yüz sürer Zühreyân
Çün defn ittiler ashabın
guzâtı bunda bu şâhı
Bu câhı, ayağı ucunda
kazıp eylediler inşâ

Eyüb Sultan Hazretleri�nin kabr-i şerifi bir rivayette Latin istilası sırasında belirsiz hale geldiği, bir diğer rivayete göre de sur dışındaki birçok ayazmadan hangisi olduğu bilinmediği için İstanbul�un fethi sırasında Akşemseddin�in manevi keşfiyle yeniden ortaya çıktı. Muhasaranın ilk günlerinde Akşemseddin�in gösterdiği yer kazıldığında �Bu Ebû Eyyub�ün kabridir� yazılı bir taş bulundu. Fatih, kabrin üzerine türbe, etrafına da cami ve medrese yaptırdı. Cami daha sonra yenilendi, türbeye ilaveler yapıldı. Çeşitli padişahlar ve hayır sahipleri tarafından vakıflar tahsis edildi.

  Ayak ucundan çıkan su şifa niyetine içiliyor   

Sol sayfadaki büyük fotoğrafta sandukanın ayak ucunda az kısmı görülen kuyu ve su dolabı yandaki fotoğrafta daha net görülüyor. Çıkrık düzenin hemen izdüşümünde ise (sağ alttaki fotoğraf) suyun çıktığı bölüm görülüyor. Temiz olarak korunan mahzen çok fazla yüksek değil. Hz. Halid�in defnedildiği mekanın hemen ayak ucunda bulunmak ise tarif edilmez bir duygu.

  Eyüb Sultan niçin �Sultan�?   

Eyüb Sultan Hazretleri�nin asıl adı Halid, babasının adı Zeyd�dir. Ama Araplarda bir şahsı baba ya da oğlunun adıyla anmak âdet olduğundan Ebû Eyyub (Eyyüb�ün babası) künyesiyle tanınır. Ensar�dan olduğundan �Ensarî�, Hazrec kabilesine mensubiyetinden dolayı �Hazrecî�, Medineli olduğu için �Medenî� denilir. Türkler arasında ise �Eyüb Sultan� olarak bilinir. Eyüb Sultan�a bu topraklarda �Sultan� lakabı layık görülmüştür. Çünkü o:

 İlk sahabelerdendir 

Allah Resulü�ne (sas) 2. Akabe biatında söz vererek iman etmiştir. �Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, üzerlerine sekine indirmiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.� ayetinin bahsettiği bahtiyar kullardandır.

 Ensârdandır  

�İyilik yarışında önceliği kazanan Muhacirler ve Ensar ile, onlara güzelce uyanlardan Allah hoşnut olmuştur, onlar da Allah�tan hoşnuddurlar. Allah onlara, içinde temelli ve ebedi kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır; işte büyük kurtuluş budur.� (Tevbe Sûresi-100) ve �Daha önceden Medine�yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar. Nefsinin tamahkârlığından korunabilmiş kimseler, işte onlar saadete erenlerdir.� (Haşr Sûresi-9) müjdesine kavuşan Ensar�dandır

Alemdâr-ı Rasulullah�tır

Gerçi Ebu Eyyüb�ün harplerde sancak-ı şerifi taşıdığına dair rivayet bulunmamaktadır. Ancak, Bera� ibni Âzib�den gelen bir rivayete göre, Hazreti Halid (ra), Peygamber Aleyhisselam tarafından, ashabdan bazı zatlarla birlikte elinde sancak olduğu halde bir kişiyi cezalandırmak üzere gönderilmiştir. Bir hadiste de bir yerde vefat eden sahabelerin elinde nurdan bir sancakla kabirlerinden kalkacakları ve insanlara önder olacakları rivayet edilmiştir. Bu yüzden İstanbul halkı mahşer gününde onun sancağı altında toplanmayı ümit eder.

Kahraman bir gazidir

Efendimizle bütün gazalara katıldı. Meleklerle desteklenen ve şanında �O vakit siz Rabb�inizden yardım istiyordunuz. O da �Ben size peşpeşe gelecek bin melaike ile imdad edeceğim� diye duanızı kabul buyurdu.� (Enfal Sûresi-9) denilen Ashab-ı Bedir�dendir. Efendimiz (sas) Ashab-ı Bedir hakkında �Ne biliyorsun, Allah Teâlâ, Bedir ehlinin haline muttali oldu da �Dilediğinizi yapın, sizlere cenneti vacip kıldım ya da sizleri mağfiret ettim� buyurdu.� demiştir. Cebrail (as) bir gün Efendimiz�e (sas) gelerek, �Yâ Resulallah, içinizdeki Bedir kahramanlarına nasıl bir değer veriyorsunuz?� diye sordu. Efendimiz (sas) de �Müslümanların en faziletlisi.� buyurdu. Bunun üzerine Cebrail, �Biz de Bedir�e katılan melekleri en faziletlilerimiz olarak kabul ediyoruz.� dedi.

Hadis râvisidir

Efendimiz�den (sas) 200 kadar hadis-i şerif rivayet etti. Bu hususta o derece titizdi ki sadece �Her kim bu dünyada bir müminin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun kusurunu örter� hadisi hakkındaki şüphelerini gidermek için deve üstünde Mısır�a gidip Ukbe bin Amir�le (ra) görüştü. Hadisi teyit ettirdikten sonra gerisin geriye Medine�ye döndü.

Sözleri �âyet� oldu!

Hazreti Aişe�ye iftira edildiği meşhur �ifk� hadisesinde hanımı Ümmü Eyüb, bu konudaki fikrini sordu. Hazret-i Halid (ra) �Bu apaçık bir iftiradır.� dedi. Ve bir müddet sonra bu sözler diğer mü�minleri ikaz manasında Rabb�imiz tarafından âyet-i kerime olarak nâzil oldu. Cenab-ı Hak, Ümmü�l Mü�minîn Aişe (r.anhâ) Validemiz hakkında �Onu işittiğiniz zaman, erkek kadın müminlerin, kendiliklerinden hüsnü zanda bulunup da �Bu apaçık bir iftiradır� demeleri gerekmez miydi?� (Nur Sûresi-12) âyetini indirdi.

Efendimiz�le akrabadır

Efendimiz�le (sas) akrabadır. Efendimiz�in (sas) dedesi Abdülmuttalib�in annesi de Medinelidir ve Hazrec kabilesindendir. Hazreti Peygamber�i (sas) hicretten sonra yedi ay evinde misafir etmiştir.

Efendimiz�in duasına mazhardır

Bir defasında Hazret-i Fahr-i Cihan Aleyhissalâtü ve�s Selâm Efendimiz�in sakal-ı şeriflerine kuş tüyü konduğunda hemen koşarak kaldırdı. Bunun üzerine Peygamber Aleyhisselâm�dan �Ey Ebâ Eyyûb sana kötülük isabet etmez.� müjdesi sadır oldu. Bu müjdenin bereketlerindendir ki kabri asırlar boyu Bizans toprakları içinde bulunduğu halde ayaklar altında kalmadı. Hıristiyanlar ayak ucundan çıkan su sebebiyle buraya kudsiyyet atfetti, ayazma olarak muhafaza etti.

Fitnelerden hep uzak durdu

Asr-ı Saadet�te çıkan fitnelerden uzak kalarak herkesten hürmet gördü. Medine-i Münevvere âsîlerin eline geçip, Hazreti Osman�ın (ra) imamlığı engellenince Hazreti Ali�nin (ra) tavsiyesiyle Mescid-i Nebevi�de bir müddet o imamlık yaptı.

Vahiy katibidir

Vahiy kâtibi ve Ensar�ın önemli hâfızlarındandı.

Valileri hakka çağırdı

Emeviler döneminde Medine Valisi olan Mervan�ı namazı geciktirdiği için, yine Muaviye�yi (ra) de sünneti ihlal ettiği için uyarmıştı.

  Sahabenin büyüğü idi

Abdullah bin Abbas (ra) Basra valisi iken, Hz. Eyüp onu ziyarete gittiğinde, hürmetle �Senin, Peygamber�e (sas) hizmet ettiğin gibi ben de sana hizmet etmek istiyorum.� deyip konağını ona bırakmıştı.

  Müjdelenen askerlerdendi

Kıbrıs�ın fethinde ve ilk İstanbul muhasarasında bulundu. �Ümmetimden ilk deniz seferine çıkan askerler ve Kayser�in memleketine giden askerler mağfiret olmuştur.� hadis-i şerifinde müjdelenen her iki sınıf içinde de bulunmaktadır.

  Hadis�teki müjdelenen zât oldu  

Sahabe-i kiram tarafından gerçekleştirilen 2. İstanbul muhasarasında şehid düşerek �Kostantiniyye surlarının yanında bir salih kimse defnolunalacak.� hadisinin müjdesine kavuştu.

  Kabrini Akşemseddin keşfetti   

Kabri, İstanbul�un muhasara edildiği günlerde Akşemseddin tarafından keşfedildiği için, �Kostantıniyye elbette fetholunacaktır. O komutan ne mutlu komutandır. O asker ne mutlu askerdir.� hadisinde bahsedilen ve askerleri şevke getiren en mühim manevi dinamiklerden biri oldu.

  Silahdar Ağa�nın hatırası çınarlar   

İstanbul muhasarasının ilk günleriydi. Sultan Mehmed, Akşemseddin�e gönlündeki bir muradı arzetti: �Tarihî kaynakların verdiği malumata nazaran Resûl-i Ekrem�in (sas) mihmandarı Ebû Eyyüb el Ensari, Bizans surları yakınında medfun imiş. Himmetinizle onun kabr-i şeriflerini bulmayı arzulamaktayım.� Akşemseddin, padişahın sözleri üzerine eliyle bir mevkii işaret ederek �Her gece şu semte bir nur indiğini görmekteyim. Muhtemelen Resûl-i Ekrem�in mihmandarı Halid bin Zeyd�in kabri o caniptedir.� buyurur. Hep birlikte işaret edilen semte gelinir. Hazreti Şeyh�in tarifi ile kabrin baş ve ayak ucuna birer çınar fidanı dikilir. Fatih, o gece silahdar ağayı çağırıp yüzüğünü verir. Kabir olarak gösterilen yerin ortasına bu yüzüğü gömmesini, fidanları ise sökerek yirmi adım kıble tarafına dikmesini ister.

Ertesi sabah Sultan, Akşemseddin�i de yanına alarak tekrar kabre gider. Buraya türbe yaptıracağından iyice emin olmak için bir daha göstermesini rica eder. Akşemseddin, bir gün evvel diktiği fidanlarla hiç ilgilenmeksizin yüzüğün gömüldüğü yere gelir. Burayı kazdıklarında Arapça üzerinde �Burası Ebû Eyyüb�ün kabridir.� ibaresi bulunan bir taş bulacaklarını söyler. Toprak kazıldığında tarif edilen şekilde bir mermer taş bulunur. Akşemseddin, kenarda bekleyen ağanın mahcubiyetini gidermek için çınar fidanlarının silahdar ağanın hatırası olarak yerlerinde bırakılmasını ister. Bugün Eyüp Sultan Camii�nin avlusundaki parmaklık içinde göğe ser veren çınarlar işte beş yüz küsur sene evvel dikilen o fidanlardır. Bazıları burasının aynı zamanda Eyüb Sultan Hazretleri�nin cenazesinin yıkandığı yer olduğunu da rivayet eder.

III. Selim�in şiiri
Alemdâr-ı Kerîm-i Şâh-ı İklîm-i Risâletsin
Muînim ol benim dâim behakk-ı Hazret-i Bârî
Selîm-i İlhâmî her dem yüz süre bu ravza-i pâke
Şefaatle kerem kıl Yâ Ebâ Eyyûbe�l Ensârî

Eyüb Sultan Camii

Eyüp semtinin merkezinde Haliç kenarındaki Eyüp Sultan Külliyesi içinde bulunan Eyüp Sultan Camii, İslam aleminin önemli ziyaretgahlarından biridir. Caminin içinde de yer aldığı Eyüp Sultan Külliyesi; cami, türbe, hamam ve günümüze ulaşmayan medrese ve imaretten oluşmaktaydı. Külliyenin ilk inşa edilen kısmı türbedir. 1459 yılında ise yine Fatih Sultan Mehmed tarafından türbenin yanına cami, medrese, imaret ve hamam yaptırılmış böylece külliye oluşmuştur.

Yaptırılan bu ilk cami 1766 yılındaki depremde çok büyük zarar görmüş ve tamir edilemeyeceği anlaşılınca, Sultan III. Selim tarafından 1798�de tamamen yıktırılarak yerine yeni bir camii yaptırılmıştır. Bu yeni camii 1800 yılında tamamlanmış ve padişahın da katıldığı bir törenle ibadete açılmıştır. Günümüze kadar ulaşmayı başaran bu ikinci camidir.

Mustafa Aydın

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!