Gökteki yildizlar: Ayinin Pesinde!
Avci, balikçi, çiftçi gibi, geçimlerinin topraktan ya da denizden
saglayan bütün insanlar hava, yildizlar ve mevsimlere iliskin bir
seyler bilmek zorundadir. Her çesit üretim çabasi dogrudan dogruya doga
tarafindan yürütülür ve bunlarla ugrasan insanlar bu gerçekleri bilir.
Kuzey Amerika Kizilderililerinin büyük törenleri mevsimden mevsime
yapilir. Bazi törenler mevsimden mevsime yapilir.
Bazi törenler mevsim dönenceleri ve gece-gündüz esitligi temeline
dayanir,digerleri de gökyüzündeki bazi yildizlar ya da yildiz
kümelerine iliskindir. Bazi nedenlerden dolayi,Kuzey Amerika
Kizilderilerinin yildiz bilimleri kaybolmustur. Ilk neden törenler için
karar verme yetkisinin,yalnizca rahiplerin açiklayabildigi gizli
sirlara bagli kalmasi,rahiplerin de bu sirlari,yalnizca kendilerinden
sonra rahip olmak üzere yetistirdikleri kimselere söylemesidir. Ikinci
neden Kizilderilililerin bildigi bir çok burç ve takim yildizinin
Avrupa bilgilerinde karsiliginin bulunmamasidir. Üçüncü neden de,
Kizilderilileri inceleyip bilgi derleyen kimselerden birçogunun, kendi
kültürlerinin astronomisine iliskin hiçbir sey bilmeyen, sehirli sade
vatandas olmalaridir.
Muskuakiler(Sari toprak insanlari), ya da Tilkiler, kendileriyle
birlikte olan Saukalarla(Kizlil toprak insanlari) birlikte
Avrupalilarin akinlari ve Irokian saldirilari sonucunda daha batiya
dogru sürülen ve Algonkian, dilini konusan Kizilderili topluluklari
arasindaydilar. Verimliligi ve nehirlere yakin olmasi nedeniyle
seçtikleri asil topraklarinda Tilkiler, kemerli, hasir kapli
çadirlardan ve yazlari kullanmak üzere, etrafi misir tarlalariyla
çevrili, agaç kabuklarindan yapilmis evlerinden olusan bir köy kurdular.
Misir ektikleri tepelerin arasina fasulye ve kabak ektiler ve hasat
ettikleri ürünleri kurutup kisin kullanmak üzere depoladilar. Baska
kabilelerde, özellikle Algoniakan Dili'ni konusan diger gruplarda da bu
ayiya ve onu avlamaya çalisan avcilara iliskin, benzer öyküler
bulunmaktadir. Bu öykü, "Derler ki, bir zamanlar…" gibi baslayan
kaliplasmis öykü açilislarinin güzel bir örnegidir.
Böyle bir baslangiç, anlatilacak olan öykünün içinde, öyküyü anlatan
kimsenin kisisel gözlem ve deneyimlerinin bulunmadigi,
belirtilmektedir. Bu öyküde,"küçük öyküler"den daha çok, büyük
destanlarda daha sik kullanan kaliplasmis öykü kapanislarinin da iyi
bir örnegi bulunmaktadir. Asagida sizlere sunacagim öykü,daha uzun ve
büyük bir gerçek olusum öyküsünün,belki de yalnizca bir parçasidir ve
asil uzun öykünün diger parçalari kaybolmus olabilir.
***
Derler ki, bir zamanlar, çok eskiden, kisin ilk aylariymis. Bir gece
önce kar yagmis ve bu ilk kar ertesi gün, yerde öylece taptaze
duruyomus. Günün ilk isiklariyla birlikte, sabahleyin erkenden üç
delikanli avlanmaya çikmislar. Delikanlilardan biri, adi SIKI TUT olan
köpegini yanina almis.
Nehir boyunca dolasip, küçük koruluklara girmisler ve sonra fundalik,
çalilik ve agaçlarin daha bodur ama kalin oldugu bir tepenin yamacina
gelmisler. Burada çaliliklarin arasinda dolasirken genç avcilar bir iz
bulmuslar ve bu izi takip etmeye baslamislar. Izler onlari tepenin
yamacindaki bir magaraya götürmüs. Böylece bir ayi ini bulmuslar.
"Hangimiz içeri girsin de ayiyi sürüp disari çikarsin?" diye
birbirlerine sormuslar genç avcilar. Sonunda en büyükleri "Ben girerim"
demis, dizlerinin üzerinde emekleyerek ayinin inine girmis ve ayiyi
sürüp disari çikarmak için yayiyla onu dürtmeye baslamis. Bir süre
sonra magaradaki genç, arkadaslarina "Geliyor..Geliyor…"diye seslenmis.
Ayi kendisini zorlayan avcidan kurtulmus ve kendisini magaranin disina
atmis.
Avcilar da onun pesinden gitmisler. "Bakin!" diye bagirmis en gençleri.
"Bakin, ne kadar da hizli gidiyor. Kuzeye dogru, soguklarin geldigi
yerlere gidiyor." Genç avci, ayiyi çevirip digerlerine dogru sürmek
için hayvanin pesimden kosup uzaklasmis. Ortanca avci, "Dikkat!" diye
bagirmis. "Iste geliyor ! Doguya, ögle zamaninin geldigi yere dogru
gidiyor. Kosun kardesler. Gittigi yer iste orasi."
O ve küçük köpegi de, ayiyi geri çevirmek için olanca hizlariyla batiya
dogru kosmuslar. Genç avcilar ayiyi kovalarken en büyükleri egilip
söyle bir bakinmis."Oooo!" diye haykirmis. "Altimizda Yeryüzü
Büyükannemiz var. Bu ayi bizi gökyüzüne dogru götürüyor. Haydi
kardesler, çok geç olmadan geri dönelim."
Ama artik çok geç olmus, gökyüzü ayisi onlari çok, çok yükseklere
götürmüs. Sonunda avcilar ayiyi yakalayip öldürmüsler. Akçaagaç ve
somak dallarini üstüste yigmis ve bu dal yigininin üstünde de ayiyi
parçalara ayirmislar. Akçaaagaç ve somakan sonbaharda kan kirmizisina
dönüsmesi iste bu nedenledir. Daha sonra avcilar ayaga kalkip hep
birlikte ayinin basini dogu yönüne atmislar.
Simdi, kisin, sabahleyin erkenden, tanyeri agarmadan az önce ufkun
hemen altindan ayi basini andiran bir takimyildizi kümesi belirir. Daha
sonra da avcilar, ayinin omurga ve belkemigini uzaklara, kuzey yönüne
atmislar. Kis ortasinda, gece yarisi eger kuzey yönüne bakarsaniz,
orada yildizlarla sekillenmis olarak ayinin omurga ve belkemigini
görürsünüz. Yilin herhangi bir zamaninda gökyüzüne bakacak olursaniz,
kare seklini olusturan dört parlak yildiz ve onlarin arkasinda da üç
büyük parlak yildiz ve bir de küçük donuk bir yildiz görürsünüz. Dört
yildizdan olusan kare, ayi, bunlarin pesindeki üç yildiz, o üç
delikanli ve belli belirsiz görebildiginiz o küçük yildiz da SIKI TUT
adindaki o küçük köpektir.
Bu sekiz yildiz, gökyüzü boyunca bütün sene birlikte dolasir durur ve
öbür yildizlarin yaptigi gibi asla dinlenmeye çekilmezler. Avcilar
ayiyi yakalayincaya kadar, kendileri ve küçük köpek, asla durup
dinlenmezler. Öykü de burada biter……
Dil bilimsel metin, William Jones tarafindan banda alinmis.Truman
Michelsin tarafindan çevrilmis ve gözden
geçirilmistir.Bknz.Boas,Amerika Kizilderilileri Dilleri El kitabi ,
Bölüm1, Amerikan Etnoloji Bürosu Bülten 40,Washington ,D.C.,Hükümet
Basin Dairesi,1911.
Kizilderililerde Burçlar ve Sifa Çemberi
Doganin döngüleriyle içiçe geçmis bir burç sistemi...
Bögürtlenin Olgunlasma Dönemi
[23 Temmuz - 22 Agustos]
Bu köseyi hazirlama amaci alisilagelmis burçlardan ve etkilerinden
bahsetmek degil tersine dogayi gelismis bati medeniyetlerinden çok
önceleri anlamis ve ona saygi göstererek yasamlarini sürdürmüs olan
Kizilderililer'in "Dogaya Uyum" felsefesini anlamaktir. Bu yazilardan
ögrenecekleriniz Kizilderililerin yazi kullanmadan olusturduklari
takvimleri, aylari, günleri, doganin insan üzerindeki etkisiyle
birlikte rüzgar ve mevsimlerin degisiminin insan yasami üzerine
etkileridir. Öncelikle "Sifa Çemberi"nin Kizilderililere na ifade
ettigini ve hayatimizi etkileyen totemlerden ve aylardan bahsedecegim.
Kizilderililer tüm hayatin bir çember etrafinda döndügünü düsünürlerdi.
Onlar bu çembere saygi duyarlar ve onu hatirlamak için günlük
hayatlarinda sik sik ona basvururlardi. Çadirlarini, külübelerini daire
seklinde insa edip, kamplarinin daire seklinde kurarlardi.
Toplantilarinda herkes esit haklara sahip esit insanlar olarak bir
daire olusturarak otururdu.
Eglencelerinde, dualarinda, ayinlerinde daire saklinda dans ederler ve
yuvarlak davullar çalarlardi. Dans ederken kollarini, ellerini
gökyüzüne kaldirarak gögü ve yeri kapsayan daireler çizerlerdi.
Yasami dogum - ölüm - yeniden dogumdan olusan bir çember olarak
görürlerdi. Degisik yaslarda, degisen enerjilerinin akisini saglamak ve
kendilerini gelistirmek için kendi yasam çemberlerini tanimayi ve saygi
duymayi bilirlerdi. Böylece tüm yaratiklarin ve yeryüzünün bir parçasi
oldugunu biliyorlardi.
Bu çemberi anlamak için, hep onun üstünde yüründügünü düsünmek
yeterlidir. Belirli bir noktada çembere girilir. Bu nokta insana bazi
güçler sorumluluklar verir. Bu baslangiç noktasi insanin dogdugu ay
tarafindan belirlenir. Degisik giris noktalari degisik kabilelerin
etkisi altinda gerçeklesir.
Bu kabileler alisilagelmis aile kabileleri degildir. Bunlar unsur
kabileleridir, yanlizca insanin belli doga unsurlariyla olan
iliskilerini belirler ve bunlar da duragan degildir. Çemberdeki hareket
noktalari, gökyüzündeki Koruyucu Ruhlarin etkisi altindadir.
Sifa Çemberinin özü devinim ve degisimdir. Bu bilgiyi kazanan insanlar
yasam içindeki hareket alanlarini gelistirmek isteyeceklerdir. Yasam
çemberinde daha da ilerlemek insan dogasinin degisik görüntüleriyle
tanismak isteyeceklerdir. Insan kendi yaradilisi içinde tüm yönleri
tasir, ama bunlari hissetmek için çemberdeki degisik noktalardan
geçmesi gerekmektedir. Hiç kimse kendi baslangiç noktasini hayatindaki
hatalari için bir özür olarak gösteremez. Bunun telafisi çember
üzerinde ilerleyerek bilgisini gelistirmekle mümkün olabilir. Bazen bu
bilgi ve güç insanin içinde vardir.
Bazen de insan bu bilgiyi bir hayvani seyrederek ögrenebilir. Insan
bilgiyi bir tasi, bitkiyi, rüzgari, varolan tüm varliklari ve dogayi
izleyerek elde edebilir. Kizilderililerin bilgeligi de burdan gelir ve
bizim de hersey için çok geç olmadan gözlerimizi dogaya ve onun
düzenine dikmemiz gerekli. Ondan alacagimiz çok ders var.
Dogdugu ay, insanin Sifa Çemberine giris noktasini belirler...
Aylar ve Totemler
Dogdugu ay, insanin Sifa Çemberine giris noktasini ve madenler -
bitkiler - hayvanlar alemindeki baslangiç totemlerini belirler. Yilin
ilk ayi olan "Topragin Yenilenme Dönemi"nde Günes Baba, güneyden dönüp
gelir ve Toprak Ana ile çocuklarini yeniden canlandirmaya baslar. Bu
dönem, 22 Aralik tarihine rastlayan kis - gündönümüne denk gelir. Bu ay
Kuzey'in koruyucusu Waboose'nin ilk ayidir. Onu "Dinlenme ve Arinma
dönemi" ile "Büyük Firtinalar Dönemi" izler. Waboose'nin bu aylarinda,
geçmis yilin gelisimi gözden geçirilir ve gelecek yilin gelisimi için
hazirlik yapilir.
Bu aylari, Dogu'nun Koruyucu Ruhu Wabun'un aylari izler. Bu üç ay yeni
gelismenin, Günes Baba'nin topragi isitmasiyla birlikte onlari meyveye
hazirladigi dönemdir. Wabun'un ilk ayi "Agaçlarin Çiçeklenme
Dönemi"dir, genellikle 21 Mart'ta gece gündüz esitligiyle baslar.
Wabun'un diger aylari ise "Kurbagalarin Dönüs Dönemi" ve "Misir Ekimi
Dönemi"dir. Bu aylar topragin çocuklarinin gelismeye basladigi
aydinlanma ve bilgelik aylaridir.
Daha sonra, Güney'in Koruyucu Ruhu Shawnodese'nin aylari gelir. Bunlar
herseyin hizla gelistigi, topragin çiçeklendigi ve yeni yilin ilk
meyvelerinin göründügü yildir. "Bol Günesli Günler Dönemi"
Shawnodese'nin ilk ayidir. Bu 21 Haziran'da yaz - gündönümünde baslar.
Ondan sonra "Bögürtlenlerin Olgunlasmasi" ve "Hasat" yalari gelir. Bu,
gelisim ve güven mevsimidir. Bu mevsimde hizli bir gelisim vardir ve
gelecek üzerine düsünmeye zaman yoktur.
Sonbahar Bati'nin Koruyucu Ruhu Mudjekeewis'in mevsimidir. Bu mevsimin
ilk ayi olan "Yaban Ördekleri Dönemi" ve "Karli Günler Dönemi" izler.
Bu aylarda insan kendini dinler. Bu mevsimde insan içe dönerek geçmis
yilin degerlendirmesini yapip yeniden güç toplar ve yenilenme mevsimine
hazirlik yapar.
Her ayin madenler, bitkiler ve hayvanlar aleminde belli bir totemi
(simgesi) vardir. Baslangiç toteminden insan hem kendisi, hem de
yeryüzündeki diger iliskileri hakkinda birçok sey ögrenebilir. Insanlar
kendilerine yasam boyu bilgi ve enerji veren totemlerine ilgi ve saygi
göstermelidir.
Insan, baska ayin gölgesinde bulundugunda o totemin belirli
özelliklerini kazanabilir ve yeni seyler ögrenebilir, tipki doganin her
ayrintisindan ögrenebilecegi gibi…
Insanlar, ayni ay ve totemden olsalar bile her zaman ayni özellikleri
paylasmazlar. Herkes, çemberi kendi hizinda dolasir. Sifa Çemberinin en
önemli özelligi: yola devam etmek ve hiçbir yerde sabit kalmamak, yoksa
enerji akisi durur ve insan gelisemez…
23 Temmuz-22 Agustos arasinda dünyaya gelen insanlarin, madenler alemindeki totemi demir ve gröna'dir.
Bu dönemde dünyaya gelen insanlarin, madenler alemindeki totemi demir
ve gröna, bitkiler alemindeki totemi ahududu, hayvanlar alemindeki
totemi mersinbaligidir. Ugurlu renkleri kirmizi, kabileleri Firtina
Kartalidir.
Degerli taslardan gröna, oldukça sert, reçine gibi parlayan kristalize
bir silikat olusumudur. Kirmizi, kahverengi, yesil, sari, siyah ve
beyaz renklarda 6 degisik türü bulunur. Koyu kirmizi ve eflatun
renklerdeki almandin, altin sarisi ve kirmizimtrak sari renk veren
grosular, koyu kirmizidan siyaha kadar degisen pirop ve genellikle
kirmizi veya kahverengi tonlarda spesartindir. Sarap kirmizisi, sari,
yesil ya da siyah renkte olan demir - grönasina aplom veya melanit, cam
parlakliginda ve açik yesil renkteki krom - grönasina uvarovit denir.
Gröna kübik kristal seklindedir. Genellikle kireçtasi, serpentin,
peridot ve granitle çesitli kristal bilesimi olusturur. Grönaya bu
minerallerin bulundugu yerlerin yakinindaki irmak yataklarinda
rastlanabilir. Karinca yuvalarinin yakininda da bu tasa çok sik
rastlanir, çünkü karincalar grönaya antipati duyarlar ve gördükleri her
yerde onu hemen yeryüzüne çikarip atarlar.
Mersinbaligi - Insanlarinin ugurlu renkleri kirmizi oldugu için
grönanin kirmiziya çalan renkleriyle bu ay arasinda özel bir iliski
kurulur. Kar neol gibi grönanin da yürek ve kanla iliskisi olduguna
inanilir. Eskiden gröna parçaciklarindan olusan bir muska tasindigi
zaman, bunun kalp hastaliklarina iyi gelecegi söylenir, üzerine aslan
islenmis grönanin insani tehlikelerden koruyacagina, iyi ve saygin bir
yasam saglayacagina inanilirdi. Bazi halklar da grönadan yapilacak bir
kursunun düsmani yüreginden vuracagi ve bu tasin cinsel gücü dengede
tutacagina inanilirdi.
Mersinbaligi - Insanlarinin ikinci totemi dünyanin en sert
madenlerinden olan demirdir. Demir araciligiyla insanlik teknoloji
çaginin esigine gelmeyi basarmistir. Keltler demir çaginin gelmesiyle
perilerin ve büyülü varliklarin insanlara sirt çevirdigini söylerler.
Demir baska madenlerle kolayca bilesim saglar ve degerli taslara
kirmizi bir ton verir.
Mersinbaligi - Insanlarina tipki madenleri gibi çok çesitli ve degisik
görünümlerde rastlanabilir, ama hepsinin kolayca fark edilebilecek
ortak özellikleri vardir.
Mersinbaligi -Insanlari genellikle iyi yürekli, duyarli kisler oalrak
dikkat çekerler. Eger içlerinde bulunan dostça duygulara kulak
verirlerse dengeli ve mutlu kisiler olurlar. Kalplerinin sesini
duyabildikleri sürece, sezgili ve keskin görüslü kisilerdir. Bu
yetenekleriyle kendilerini ve dostlarini gelebilecek tehlikelerden
önceden koruyabilirler. Grönanin da böyle bir özellik tasidigi söylenir.
Bu kisiler güçlü sezgileri ile öyle sözler söylerler ki, söyledikleri seyler dostlarinin ve düsmanlarinin ta yüregine isler.
Mersinbaligi - Insanlari iyi birer dost olduklari gibi sakinilmasi
gereken birer düsmandirlar. Yanlisliklari fark ettikleri zaman tüm
güçleriyle harekete geçer ve gerçekten yikici seyler yapabilirler. Iç
dengeleri yerinde degilse kendilerine karsi da dikkatli olamalilardir.
Bu güç beklenmedik öyle anlarda ortaya çikabilir ki sonunda
kendilerinin de zarar görecegi sonuçlar dogurabilir.
Mersinbaligi -Insanlarinin soylu, büyük bir düsünüs ve davranis
biçimleri vardir. Bu özelliklerinden dolayi topluluk içersinde diger
insanlardan kolayca ayirt edilebilirler. Bu insanlar çekicilikleri ve
karizmalariyla çevrelerinde cinsel etkiye neden olurlar, cinsel
enerjilerinin güçlü oldugu söylenir. Maden totemleri grönadan bu
enerjilerini dengede tutmayi ögrenmelidirler.
Bu ayda dogan insanlar, totemleri gibi çok yönlü ve faydali kisilerdir.
Sorunlarin üstüne giden bir karakterleri vardir. En korkulu yollara
bile yönelmekten hiç çekinmezler. Altindan kalkilamayacak bir is,
kimsenin üstüne almak istemeyecegi zorlukta bir is varsa bunlarin
üstesinden gelmek için öne atilacak kisi kesinlikle Mersinbaligi -
Insanlaridir.
Çok cesurdurlar ve bu özelliklerini her firsatta kanitlamaya
hazirdirlar. Bu çok yönlü kisilikleriyle is yasaminda, kültür ve düsün
yasaminin çesitli kollarinda oldukça basarili olabilirler. Tek
yapmalari gereken isi inanarak yapmalaridir, o zaman üstesinden
gelemeyecekleri hiçbir is yoktur.
Bu insanlarin demir toteminden gelen dogustan bir sertlikleri vardir,
bu sertlik hayatta kazandiklari tecrübelerle daha da kuvvetlenir. Bu
madenle olan iliskileri kalp ve kanla olan iliskilerini güçlendirir. Bu
burcun insanlarinin bitkiler alemindeki totemleri, çilekgillerin bir
üyesi olan ahudududur. Aslinda çilek türü bir yemis degildir, 20 kadar
içi özsu dolu tomurcugun birlesmesiyle olusur. Mayis ayinda beyaz
çiçekler açar, haziran veya temmuzda meyve verir.
Ahududu yapraklarinin vücutta iyilestirici arindirici bir etkisi
vardir. Eskiden safrakesesi, böbrek taslarini düsürmek için
kullanilirmis. Ahududu kökünde tanen özü bulundugu için antibiyotik
etkisi vardir. Ahududu dallarindan hazirlanan bir çay sogukalginligina,
gribe, nefes darligina da iyi gelir ve kan sekerini ayarlayip düzene
sokar.
Mersinbaligi -Insanlarinin topluluk içinde fark edilebilme ve sevilen
kisi olma özellikleri bitki totemlerinin etkisiyle daha da güçlenir. Bu
insanlardaki nese ve pozitif enerjiden dolayi diger insanlar onlarla
yakinlasmak isterler fakat bu burcun insanlari her zaman göründükleri
gibi degildirler.
Mersinbaligi -Insanlarinin disari gösterdikleri ile iç dünyalarinda
yasadiklari apayridir. Bu burçdaki bazi insanlar ilk karsilasmada
saldirgan ve hirçin gözükebilirler oysa bu onlarin yumusak ve kirilgan
duygu alemlerini korumak için kullandiklari bir kalkandir. Bazilari ise
oldukça sicakkanli ve uysal gözükürler oysa onlara yaklastikça diken
tarlasina girmis gibi olursunuz. Bu özellikleri tipik karakterlerini
ortaya koyar: içlerinde kopan duygu firtinalarini disardaki insanlardan
saklayabilme yetenegi. Çogu zaman iç dünyalarina ulasmaya çalisan
insanlari engellemek için dikenlerini acimasizca çikartmaktan geri
kalmazlar. Bu burcun insanlari çok duygusal kisilerdir. Baskalarinin
duygulari üzerinde kuvvetli bir etki yarattiklari gibi, kendileri de
baskalarinin duygularindan kolayca etkilenebilirler. Çok kirilgandirlar
fakat disari karsi olusturduklari kalkani öyle iyi tasarlamislardir ki
herseye ramen disardan en küçük bir çatlak görünemez. Ayni
kirilganliklari gibi acilarini da çok büyük ustalikla saklarlar. Fakat
kendilerine verilen acilari asla unutmazlar ve içten içe intikam
planlari kurarlar.
Mersinbaligi -Insanlari çevrelerine huzurlu bir hava yayarlar ve bu
sayede diger insanlarin kendilerini toparlamalarina yardimci olurlar.
Dostça ve biraz alayci tutumlariyla, diger insanlarin kati
düsüncelerini kirarak duygu dünyalarinda yumusak bir etki birakirlar.
Bu burcun insanlari Shawnodese'nin ikinci ayi olan "Bögürtlenlerin
Olgunlasma Dönemi"nde dünyaya geldikleri için oldukça sicakkanli
insanlardir. Içlerinde bulunan güven duygusu bu özelliklerini
güçlendirir. Firtina Kartali kabilesinden olduklari için çevrelerine
sicak ve güçlü bir etki yayarlar, enerjileri coskundur,
ayni anda birçok isle ugrasabilirler. Fakat bu kabileyle olan baglari ayni
zamanda kendilerini gereksiz yere tüketmemeleri, sagliklarini ve enerjilerini tehlikeye atmamalari konusunda bir uyaridir.
Mersinbaligi-Insanlarinin ugurlu rengi ve ayni zamanda ahududu ve gröna tasinin rengi olan kirmizidir.
Bu renk büyük bir fiziksel enerjinin, yasamla dolup tasmanin ve dogal
güçlerin simgesidir. Kalbin ve kanin kirmizi rengi, bu burcun
insanlarinin bunlarla olan iliskisinin bir göstergesidir. Bu burcun
insanlari eger renklerini, varliklarinin gelismemis yönlerinde
göstermeye kalkarlarsa, bu kirmizi, hesapsizligin, gururun,
açgözlülügün, hirsin ve kendini begenmisligin simgesi olur. Bu renk bu
burcun insanlarina hem güç hem de bir uyaridir. Ne yazik ki dinginlik
dogal yapilarinda yoktur ve bu gelistirmeleri ve ögrenmeleri gereken
bir seydir.
"Bögürtlenlerin Olgunlasma Dönemi"nde dünyaya gelenlerin hayvan totemi,
baliklar dünyasinin krali sayilan mersinbaligidir. Mersinbaligi
dinazorlarin yeryüzünden kaybolmaya basladigi çaglardan beri yasayan
çok eski bir baliktir. Bulundugu yere ve türe göre çok degisik
büyüklüklerde olabilir. En büyükleri 4 metre uzunlugunda ve 150 kilo
agirligindadir. Mersinbaliginin hortum benzeri uzun bir agzi vardir ve
agzinin iki yaninda 4 duyargasi vardir. Kuyruklarindaki çatalin üst
kismi büyük, alttaki küçüktür. Iskeleti nerdeyse tamamen kikirdaktan
olusur.
Mersinbaligi, eskiden büyük göllerin yakininda yasiyan Kizilderililer
tarafindan "Baliklarin Krali" olarak adlandirilirdi. Hiawatha'ya bir
ölüm - kalim savasi verdiren de bir mersinbaligiydi. Longfellow
"Hiawatha Destani"nda bu baligin basarilarini, cesaretini kusaktan
kusaga anlatilacak sekilde ölümsüzlestirmistir. Kizilderililer
mersinbaligina büyük saygi beslerlerdi. Ojibwa soyunda, bir
Mersinbaligi kabilesi vardir ve öncü kabilelerden sayilir. Ojibwalar
için mersinbaligi ruhsal derinligin ve gücün simgesiydi.
Ne yazik ki Avrupalilar herseyde oldugu gibi bu baliga da
Kizilderililer kadar saygi göstermediler. Önceleri sik sik aglarina
takildigi için bu baligi bir basbelasi olarak görüyorlardi, daha
sonralari etinin ve yumurtasi olan havyarin lezzetini anladiktan sonra
neredeyse soylarini tükettiler. Günümüzde mersinbaligina eskisi kadar
sik rastlanmiyor.
Hayvan totemleri gibi Mersinbaligi - Insanlari da bulunduklari her suda
egemenlik kurmak isterler. Dogal güçleriyle zorluk çekmeden bunu
basarirlar. Sanki lider olarak dünyaya gelmis kisilerdir ve enerjileri
düzenli aktigi sürece, haksever, iyi niyetli birer yönetici
olabilirler. Yasamla uyum sagladiklari sürece, içlerinde tükenmez bir
güç kaynagi ve ruhsar derinlik yatar. Ancak baska insanlar üzerinda
egemenlik kurmaktan zevk alan kötü bir yönlerinin oldugunu
unutmamakgerekir, çok havali ve herkese yukardan bakan bir tavirla
davranmaktan hiç çekinmezler.
Mersinbaligi gibi bu insanlar da çok saglam bir korunma zirhi tasirlar.
Yönetici durumda olduklari zaman, bu zirha gereksinimleri vardir, ancak
insanlar arasindaki iliskilerinde bu zirhi atmasini bilmelidirler. Bunu
ögrenmezlerse, çok kendini begenmis kisiler olurlar ve varliklarini
gelistirecek insani duygulardan yoksun kalirlar. Bu zirhi kendileri
çikartmalari gerekir, çünkü zirhlari baskalarinin duygusal darbelerle
bile parçalayamayacaklari kadar saglamdir.
Bu burcun insanlarinin cinsel enerjilerini dogru ve mantikli bir
biçimde kullanicak olgunluga erismeleri için yillarin geçmesi
gerekmektedir. Bu noktaya gelmeden önce, yasam güçlarini
cinselliklerini yanlis bir sekilde kullandiklari olur. Bu da, çözülmesi
gereken önamli bir sorundur, çünkü Mersinbaligi - Insanlari yasam
güçlariyle cinsel güçlerini birbirine karistirmaya, bu iki enerjiyi de
kötü biçimde kullanmaya egilimlidir. Bu tür bir davranis, sonunda
önceden görünmeyen bir yikinti ve çözülme dönemini getirir.
Mersinbaligi -Insanlari sevgi dolu yürekleri ve sevecenlikleriyle iyi
birer ana - babadirlar, ancak çocuklarini denetleyip sinirla******
onlara gelisebilmeleri için yeterli özgürlügü tanimamak
egilimindedirler. Onun için mersinbaligi Çocuklarinin ögrenmesi gereken
seyi bu burcun yetiskinlerinin de ögrenmesi gerekir.
Mersinbaligi -Insanlari zaten bir süre sonra ana - baba olarak
kendilerinin de sürekli sinirlanmasindan sikilip yorulurlar.
Mersinbaligi - Insanlari çocuklarinin korunmasi konusunda gerçek birer
sanatçi gibidirler ve en küçük bir tehlikeye karsi onlarin haklarini
sonuna kadar korurlar. Ancak bu davranis zaman zaman çocuklarinin
cesaretinin ve kendilerine güvenlerinin gelismesine zarar verebilir.
Diger insanlar Sifa Çemberinde bu bölgeden geçerken içlerindeki yasam
gücünün çok hizli aktigini görürler. Kendi cesaretlerinin ve güçlerinin
derinligini kavrar ve o sirada ugrastiklari islerde önderligi ele
almayi deneyebilirler. Ayni zamanda bu dönemde içlerinde uyanan derin
dugulari ve cinsel güçleri de deneyip bunlari dengelemeyi ögrenebilir.
Mersinbaligi -Insanlari, susamuru - Insanlariyla bütünlesirler. En iyi
anlastiklari burçlar, kendi kabilelerinden olan Aladogan ve Wapiti -
insanlaridir. Kelebek kabilesinden olan Karga ve Geyik - Insanlariyla
iyi anlasirlar