İnsan yüzü gerçekten kalbin aynasıdır. Mimiklerin derin zenginliği, kan
dolaşımı sürecinin gözle görülebilmesi, sinir uçlarının yakın olması,
kısacası temel duyu organlarının bu bölgede toplanmış olması, yüze
bakarak vücuttaki tüm gelişmelere ilişkin fikir söylememize olanak
sağlar, insan vücudundaki her türlü fiziksel ve psikolojik patolojik
gelişmeler bilinçaltı aracılığıyla yüzdeki mimiklerin değişmesine neden
oluyor.
Deneyimli doktorlar, yüz ifadesine göre insanın sağlık durumu, onun
bağışıklık sistemi potansiyeli ve nihayet, karakter yapısı ve
psikolojisi hakkında bilgi edinebiliyorlar. Rusya'nın ünlü iç
hastalıkları uzmanı G.A. Zaharin, hastanın dış görünüşüne bakarak
neredeyse yüzde yüz teşhis koyabiliyordu.
Bir zamanlar N.I. Pirogov, hatta "Hasta insanın Yüzü" haritasını
çıkarmıştı. O, her bir hastalığın insan yüzünde belli bir iz
bıraktığını iddia ediyordu. Fakat, insanın yüz ifadesine göre teşhis
koyma yöntemi Uzakdoğu ülkelerinde (özellikle Çin ve Kore) yaygın
şekilde kullanılmıştır. Tibet tıp yöntemlerini bilen hiçbir deneyimli
doktor hastanın yüzünü dikkatle incelemeden teşhis koymaz. "Yüz okuma"
sanatında kendi sistemini geliştirmiş birkaç ekol bulunuyor. Şöyle ki
laponlar, yüzü genelde 3 bölgeye ayırıyorlar:
*Üst (alın bölgesi)
Bu bölge vücudun ve ruhun genel durumunu yansıtıyor.
*Orta (kaşlardan burnun ucuna Kadar)
Bu bölgeye bakarak insanın psikolojik durumunu görmek mümkündür.
*Aşağı (üst dudaktan çenenin altına kadar)
Bu bölge insanın karakter yapısını yansıtıyor.
Deneyimli bir yüz okuma uzmanı yüz derisine, onun rengine, nemliliğine,
damar ağının yerleşimine, kırışıkların yerleşimine ve derinliğine
bakarak çok şey söyleyebilir. Bunların yanı sıra, "hayat çizgileri"
olarak adlandırılan beş uzvun (kaşlar, gözler, burun, ağız ve kulaklar)
durumu da dikkate alınır.
Bu uzuvların orantılı olması (biçim, renk, temizlik vs.) iyi bir
belirtidir. Bu uzuvların önemlilik derecesine dayanılarak, bazı
alternatif tıp teşhis yöntemleri geleneksel yöntemlerle bir arada
kullanılmaktadır. Bu yöntemler arasında göz irisine göre teşhis
yöntemi, kulak kepçesine göre teşhis yöntemi, göz küresinin kılcal
damar ağına göre teşhis yöntemi sayılabilir.
Beş "hayat çizgisinin" ve yüzün üç bölgesinin incelenmesi, yüz okuma
sanatının temeli olarak kabul edilebilir. Bununla birlikte insanın
karakter yapısı ve psikolojik durumu hakkında genel bir izlenim
oluşturulabilmesi için yüz kemiklerinin özelliklerini, çene biçimini ve
genel yüz yapısını dikkate almak gerekir. Son olarak, bu verilerin
hastanın yaşı da dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir.
Hastalığımız Yüzümüzde Yazılmıştır
Bazı insanlar doğuştan yüze bakarak İnsanın "içinden geçenleri" okuma
yeteneğine sahiptirler. Biz, bazen sokaktaki falcıların hızlı ve doğru
şekilde ruh halimizi, hatta geçirdiğimiz hastalıkları bilmesini
hayretle karşılıyoruz. Falcının ipuçları ise aslında, bizim yüzümüzdür.
Ruh halinin belirlenmesini belli ölçüde anlayabiliriz. Çember, oval,
kare, üçgen ve yamuk şekilli yüze sahip olan insanların karakter
yapılarını belirlemek o kadar da zor değil. Bu yöntem eski zamanlardan
beri bilinmektedir. Peki, nasıl oluyor da yüz çizgilerine göre
hastalıklara teşhis koymak mümkün oluyor?
İşin püf noktası her bir hastalığın da hastanın yüzünde kendine özgü
silinmez izler bırakmasıdır, örneğin, günümüzde yaygın olan kalp ve
damar hastalıklarını ele alalım. Yüz çizgilerine göre enfarktüsü
önceden haber vermek mümkündür. Bu hastalığın teşhisinin konulmasında
en güvenilir belirti, çene ile alt dudak arasındaki bölgenin uyuşukluğa
varacak kadar hissiyatı kaybetmesidir.
Biraz daha yukarı göz attığımızda, üst dudakla burun arasında
kırışıklığın olması kalp kapaklarının yetmezliğinden haber verir. Kalp
yetmezliğinin başlangıç belirtileri dudakların zaman zaman morarması
şeklinde ortaya çıkıyor. Böyle bir belirtinin görülmesi doktora
başvurmak için ciddi bir nedendir. Kalp ve kan dolaşımı organları
üzerindeki aşırı baskının en önemli belirtisi her iki tarafta burun ve
üst dudak arasında derin ve uzun kırışıkların olmasıdır.
Burun köprüsünün ince olması kalp nevrozunun bir belirtisidir. Kılcal
damarları belirgin tümsekli kırmızı burun, arteryal kan basıncının
yüksek olduğunu gösterir. Düşük kan basıncı ise genelde, burnun
kımızımsı mor renk alması şeklinde kendini belirtir.
Kalp hastalıklarının belirtisi kırmızımsı mor renk almış burun
kanatları, kan dolaşımı bozukluğunun belirtisi ise kulak kepçelerinin
balmumu rengini almasıdır. Şakaklar da teşhis açısından önemli bir
bölgedir. Bu bölgede deri altında uzun arteryal damarın belirgin olması
ve yüzün zaman zaman kızarması arteryal kan basıncının hızlı ve keskin
bir şekilde yükseldiğinin göstergesidir. Bu insanlarda hipertoni krizi
olasılığı yüksektir.
Kalp sorunlarının diğer bir belirtisi de yanaklardır. Sol yanağın çökük
olması kalp yetmezliği şüphesi doğurur. Genç yaşlarda kan dolaşımı
bozukluğunun belirtisi saçların zamanından önce beyazlaşmasıdır. Boynun
kısa olması kişinin kalp hastalıklarına yakalanma olasılığının yüksek
olduğu gösterir.
Boynu kısa olan insanlarda kalp sorunları dışında beyin damarlarının
erken sertleşmesi riski de yüksektir. Sağlık sorunları konusunda yüzde
bulunan bazı "kozmetik" bozukluklar da ipucu verebilir, örneğin,
gözlerin altının torbalaşması ve genelde yüzün şişkin olması böbrek ve
kalkanbezi sorunlarının mevcut olduğunu gösterir.
Gözler altında mor lekelerin aniden ortaya çıkması ve uzun süre kalması
birçok hastalığın varlığından haber verir. Herkesin bildiği sivilceler
ise hastalığın yüzümüzdeki "haritası"dır. Onların yüzdeki yerlerine
göre gerek cinsel hastalık, gerekse sindirim, sinir ve endokrin sistemi
bozukluğu ve diğer bozukluk teşhisi koymak mümkündür.
Bunların yanı sıra, deneyimli bir doktor hastanın sağlık durumunu
derisine (rengine, kuruluk derecesine vs.) bakarak değerlendirebilir.
Fotoğraflara Göre Teşhis Koyma
Bu gün fizyognomik veriler bir çok alanlarda olduğu gibi tıp alanında
da uygulamaya konmuştur. Avrupa'lı uzmanların geliştirildiği genetik
sendromları tanıyabilen yeni program bu alandaki uygulamaları daha da
kolaylaştırmıştır. Uzmanlara göre bilgisayar, hastanın yüz çizgilerini
inceleyerek, deneyimsiz doktorlara teşhis yapmada yardımcı olabilir.
Hastanın resmini kullanarak bilgisayar aracılığıyla Cornelia de Lange,
Fragile X ve Wİlliams-Beuren sendromu gibi nadir görülen hastalıklar
belirlenebilmektedir.
Yeni program yüzü, 48 noktadan oluşmuş şema şeklinde sunmaktadır.
Bilgisayar programı, bu noktaların konumlarım ve aralarındaki
mesafeleri kıyaslayarak, veritabanından ilgili bilgileri tarayarak,
hastalık patolojisini tanımlıyor.
İlk teknolojiler olayların %60'ında doğru teşhis koymuşlardır. Program
üzerinde bazı düzeltmeler yapıldıktan sonra gözler, burun, ağız ve çene
üzerinde daha çok inceleme yaparak, olumlu sonucu %76'ya ulaştırmışlar.
Önceleri bu alanda uygulanmış metodlar daha az verimli olmuş, yüz
parametrelerinin bir bütün olarak ele alınıp incelenmesine o kadar
dikkat göstermemişlerdir.
Cornelia de Lange sendromundan eziyet çeken hastalarda benzer
belirtiler bulunmaktadır. Bunlar zayıf gelişme, kısa boy, başta aşın
kalın saçlar, kollarda biçimsizlik ve kalp yetmezliği gibi
belirtilerdir. Bu hastalarda ayrıca, burun üzerinde kavuşan ince
kaşlar, uzun kirpikler, kısa ve kalkık uçlu burun gibi belirtiler de
bulunmaktadır. Bu hastalık iç organlarda yetmezlik ve önemli ölçüde
entelekt zedelenmesi gibi kötü sonuçlar doğuruyor.
Fragile X sendromu, çeşitli düzeylerde zihinsel özürlülüğe yolaçabilen
kalıtsal bîr sağlık sorunudur. Hastalık, kadınlardan çok erkekleri
etkilemektedir. Bu zihinsel sorunlar, hafif öğrenme güçlüklerinden,
ağır zihinsel özürlülük ve davranış bozukluklarına kadar değişiklikler
gösterebilir.
Williams-Beuren sendromu hastası, "cin yüzü" olarak adlandırılan çok
belirgin bir yüze sahiptir. Bu yüzün özellikleri şöyledir: Kabarık
alın, göz kapakları üzerinde kalın katlar, aşağıya doğru sarkmış
yanaklar, şaşı gözler, kısa burun, bir o kadar dışarı eğilmiş burun
delikleri, etli dudaklar, küçük çene, büyük, fakat düzgün bir şekilde
yerleşmiş kulak kepçeleri. Bunun dışında, yüksek damaklar, kuru deri,
aşırı hareketli eklemler ve diğer belirtiler oluyor.
Fragile X sendromu zamanı, genelde erkek çocuklarda aşırı büyük alın,
yüzün asimetrik çizgileri, büyük çene, uzun ve ileriye çıkmış kulaklar
gibi belirtiler görülmektedir. Bu hastalığa yakalanmış çocuklarda
zihinsel gelişim birkaç defa düşük oluyor. Bu belirtiler çocukluk
döneminde değil, büyüdükten sonra görülmeye başlar. Yeni metodu
kullanarak bu hastalıkların belirtilerini öğrenerek daha erken yaşlarda
teşhis koymak mümkün olacaktır.
Almanya'nın Essen kentinde üniversitenin Genetik Bilimler Enstitüsü'nün
doktoru Dagmar, çeşitli hastalıklara sahip olan 55 kişinin fotoğrafı
üzerinde Wieczorek bu programı kullanmıştır. Hastaların büyük
çoğunluğuna doğru teşhis konulmuş, başarı oranı %76 olmuştur.